Zamanın telafisi yoktur oğlum; bir şeyi yapacaksan vaktinde yapmalısın..."
On dört yaşında, henüz bir çocukken giydiği o bembeyaz gelinlik, Gülsen’in hayallerinin üzerini kapatan bir örtü oldu. Ankara’nın kalabalık caddelerinden, bozkırın uçsuz bucaksız yalnızlığına uzanan bu yolculukta; o sadece bir eş, bir gelin ya da bir anne değildi. O, elinden kalemi alınıp tarlaya mahkûm edilen, susturulan ama içindeki okuma aşkı hiç sönmeyen bir "şehirli gelin"di.
Bu kitap; yırtılıp atılan bir m ...