Anadolu'da dağlar, coğrafi bir yükseltiden ibaret değildir. Onlar; sabrın son sınırıdır, çaresizliğin dikleşmiş hâlidir. Ovada sesi kısılanın, hakkı yenenin, gölgesi çalınanın sığınağıdır. Ancak dağ cömert değildir; verdiğinden fazlasını geri alır. Önce merhametini alır insanın elinden, sonra korkusunu, en sevdiğini ve en nihayetinde canını.