İstanbul bir yanda Boğaz’ı ve ışıltılı etkinlikleriyle parıldarken diğer yanda mahalleler kimlik değiştiriyor, yoksullar merkezden sessizce çepere itiliyor, tarihî semtler hızla siliniyor. Bu sürece, ‘eski İstanbul’a duyulan nostaljinin, kente sonradan gelenleri dışlayan bir söyleme dönüşmesi eşlik ediyor.
Bu kitap, İstanbul’un bu iki baskın hikâyesini —kentsel dönüşümün sert yüzü ile elitist nostaljisinin
dışlayıcı dilini— Lefebvre’in kent hakkı kavramı üzerinden yeniden düşünmeye dav ...