Eşleri ve çocukları sağ kurtulanlar kucaklaşırken, yakınlarını kaybedenler cansız sedyelere sarılıyordu umutsuzca! Birileri sıcacık hayata koşarken, diğerleri buz gibi ölümle tanışıyordu, kaybolup gitmenin eşiğinde. Buna rağmen ayrımsız, kan ağlıyordu herkes. O anda ölümle yaşam arasındaki incecik çizginin hiçbir anlamı yoktu. Bir ve beraberdiler ki, ikiz kardeşler gibi çıkıyorlardı ocaktan, kömür karası yükleriyle. Oysa mevsim ölüm mevsimi değildi! Yaşanacak mutlu günler bitmemişti henüz! Üstel ...