İstanbul… Derin izler bırakan, meftunu olunan bir şehir. Şehir kelimesi yetersiz, kendi başına bir diyar, bir tarih, bir sevda… Bazen altı şiir üstü ney, bazen altı otuz vapuru çayla simit, bazen altlı üstlü yaşanan, bol koşuşturmalı, telaşlı bir şehir… Altı üstü İstanbul. Martılarıyla, erguvanlarıyla, “yedi tepe”si, “altın” toprağıyla, minaresiyle, çanıyla, sinogoguyla, barışıyla savaşıyla… İstanbul’un kendisi bir sevda, “kelimelerin kifayetsiz” kaldığı bir güzellik… Pera ya da Beyoğlu derler, ...