Gökyüzüne uzanan ağaçlar ve göğün içine giren deniz, bana bir türlü çıkamadığım yolculuğu hatırlatıyor, uzağı yakınlaştırıyordu. İstanbul’un kirlettiği bu uçsuz bucaksız denize her baktığımda Munzur’un gök rengini, o yeşile çalan maviliği hatırlıyordum. Annemin “Avgon” dediği renk. Avgon, anadilimin gök rengi, yeşile çalan maviliğiydi. Beni çeken, aklımı alan berraklık… Karşı koyacak takatim kalmamıştı artık. Madem bu duruluğa aşıktım, o halde öyle davranmalı, öyle de yaşamalıydım.