Sabahattin Ali’nin yalnız usta bir roman ve hikâye yazarı değil aynı zamanda hisli bir şair olduğunun kanıtıdır Dağlar ve Rüzgâr. Kaleme aldığı mısralar yüreğini yakıp kavuran ıstıraplarını dindirebilmiş midir bilemeyiz ama bu ıstırapların bizim yüreğimize kadar ulaştığı da bir gerçektir. Hangimiz vurgun yemiş gönlünü teselli için ona şöyle seslenmemiştir:
“Başın öne eğilmesin,
Aldırma gönül, aldırma;
Ağladığın duyulmasın,
Aldırma gönül, aldırma…”
Yahut aşk acısı tahammü ...