Orhan Ayvazoğlu’nun şiiri; Ardahan’ın kadim coğrafyasından metropolün gri dokusuna uzanan, kolektif hafıza ile bireysel vicdanın kesiştiği bir yaşam muhasebesidir. Şair, mısralarını yalnızca birer estetik birim olarak değil; emeğin, toplumsal adaletsizliğin ve insanlık durumunun ontolojik birer tanığı olarak kurguluyor.
Köroğlu’nun epik duruşundan Veysel’in yalın bilgeliğine uzanan bu izlek; dijital çağın kıskacındaki sığlaşmaya karşı, "insanlık mayasını" ve umudu savunan bir direniş ...