Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakırken insanlık, belki de tarihinin en paradoksal dönemini
yaşıyor. Bilgi hiç olmadığı kadar çoğalmış olsa da; rasyonalite ve bilgelik hiç olmadığı kadar azalmış
durumda. Popülizm demokratik kurumları içeriden kemirirken, yapay zekâ etik ve hukuki
düzenlemeler hayata geçirilemeden hızla yayılmakta, küresel çatışma ve adaletsizlikler
kronikleşmektedir. Peki bu krizlerin ortak kökeninde ne yatıyor?
Bundan on iki asır önce Tür ...