Düşleriyle gelir, hikayeleriyle giderler. Çıplak yürekleriyle gelir, tertemiz yüzleriyle giderler. Neşe ve hüzünleriyle gelir, anılarını ve izlerini bırakıp giderler. Ansızın hayatımıza girerler ve bir daha görmemek üzere göçüp giderler. Hiç gidemezler oysa; bir sızı, sinen bir rayiha, ya da hep mırıldanan hoş bir seda. Gidemez, hiç gidemez kimileri; bir dağın yamacında kalırlar, bir nehir kıyısında, bir söğüt dalında, bir ateş böceğinin ışığında, özlem dolu bir bakışın kıvrımında. Peşimizden ge ...