İnsan, dünyayı kelimelerle fethedeceğini sandı. Oysa en büyük fırtınalar sessizce kopar, en derin yaralar dilsizce iyileşir ve en büyük sadakatler tek bir söz söylenmeden mühürlenir.
Bu hikâye; gövdesi bir çınar kadar kaba, ruhu bir serçe kanadı kadar narin bir adamın; İlyas’ın hikâyesidir. O, konuşmayı reddedenlerin değil, söyleyeceklerini elleriyle, ekmeğiyle ve merhametiyle anlatanların safındadır. Bir dağ köyünün ayazında, ekşi mayanın kokusuyla kurdun kehribar gözleri arasında kurulan ...