Dünyaya gözlerimi bir dağ köyünde açtım. Daha beş altı yaşlarında evin damına çıkar, güneşin batış yönünde yer alan biri yüksek, diğeri biraz daha küçük ve ters dönmüş huniyi andıran, önlü arkalı duran büyük ve küçük Karakaban Dağları’nı hayranlıkla izlerdim. İçimde hep o dağlara gitme isteği olurdu. Zamanla bu bende tutkuya dönüştü. Okul çağım gelince bir süre okula gitmeyip hep dağlarda vakit geçirdim. Beni kendine çeken o iki yüksek dağa çocuk hâlimle birkaç defa tırmandım. Böylece daha o yaş ...