1730 yılında İstanbul, yüzeyde durgun ama derinlerde çalkantılar ve girdaplar barındıran denizler misali kanlı kaderine ilerlemektedir. O kanlı günlerden aylar önce, lalelerin rüzgârda dans ettiği mis gibi bir bahar gününde, şehrin namlı lale yetiştiricisi Cennet Efendi saraydan çağrılır ama efendinin ortadan kaybolduğu anlaşılır. Aynı gün, Cennet Efendi’nin daha önce sultana hediye ettiği nadide lale soğanı da sarayda sırra kadem basar.
Şifanın bitkilerde, geleceğin yıldızlarda ...