İki ay önce ismini söylemeyen bir kadın aramış ve “Birkaç önemli cinayetin arkasında biz varız.” demişti. Hemen ardından bir saniye içinde sessizce telefonu kapatmıştı. Kadının kapatırken ciğerlerinden çıkan nefesi, Tuğrul’un sırtına saplanmış bir bıçak gibiydi. Ölüm ve umutsuzluk kusuyordu. Büyük olasılıkla İstanbul’da ankesörlü bir telefondan arayıp söylemişti. Kulübesi olanlardan. On ay boyunca program, Tuğrul’un bazı anılarını anlattığı söyleşi biçiminde sürüp gitmişti.
Tuğrul’un kafası ...