Günün birinde anlatmayı seven biri, gelincik tarlasının birine toplamış ahaliyi, açmış kilidi, anlatmaya başlamış heybesindekileri:
“Dinleyin ey canlar! Her ömür kendi içine kördüğüm olmuş bir muamma, her ev ise hatıralarla örülmüş bir sükût kalesidir. Öyle kapılar vardır ki, onları anahtarlar değil, bir vedanın ruhumuzda bıraktığı o sessiz yankı aralar.
Zihnimin dehlizlerinde birikenler, bu dünyanın kadim ve yorgun misafirlerinin hikâyeleridir. Kimi kendi toprağının kokusunda son nefe ...