Gece bir anda bastırmıyor, sessizce çöküyordu. Birliğimizle azala azala ve dona dona ilerliyorduk. İaşeler, kışlık eşyalar, giysiler, peksimetler, taze tayınlar gelecek diye nafile bekledik. O gece ay görünmüyordu. Gökyüzü kurşun gibiydi. Kar, artık yağmıyordu; yerden yükseliyor gibiydi. Rüzgâr, dağın içinden çıkıp insanın iliklerine işliyor, orada duruyordu. Birlik yürüyordu ama yürümek denemezdi buna. Bu, ayakta kalmaya çalışmaktı. Botlar karın içinde kaybolmuştu. Ayaklar hissedilmiyordu. Dizl ...