Başlangıçta söz vardı — ama söz yetmedi.
Tanrı konuştu; elçiler gönderdi. Söz taşlara kazındı, derilere yazıldı. Vahiy, dilin omuzlarına yüklendi — çünkü insan dünyaya dil aracılığıyla tutunuyordu ve Tanrı, insanı tam da onun tutunduğu yerden yakalamak istedi. Ama sonuç değişmedi. Aynı söz farklı ağızlarda başka başka anlamlara büründü. Aynı kelâm tahtlar kurdu, aynı kelâm o tahtları yerle bir etti. Söz çoğaldıkça hakikat berraklaşmadı; parçalandı. Çünkü din, çoğu zaman Tanrı’yı anlatmadı — ...