“HER KUZGUN KENDİ YEMİNİYLE DOĞAR, KENDİ KANADIYLA GÖMÜLÜR.”
İstanbul’un karanlık sokaklarında yükselen çığlıklar, artık sadece birer cinayet haberi değil. Kurbanların uzuvlarında milimetrik bir hesapla açılan o kusursuz ve simetrik kesikler, Korkunç İvan’a selam gönderen semboller ve Da Vinci’nin fırçasından çıkmışçasına titizlikle bırakılan izler...
Eski Başkomiser Cenk, yıllar sonra bu vahşet labirentine “danışman” olarak çağrıldığında, karşısında sadece bir katil değil, yi ...