Anadolu’nun taşında, çöllerin kumlarında ama hep
GÜNEŞİN altında yürür.
Her biri güneşin çocuklarından olur.
YARATAN artık tekil değil, çoğuldur. Her Laz, her yaratıcı, onun yankısıdır.
“DOĞALİTE’nin içinden çıkan YARATAN, kendini tanıdı,
anlamı kurdu, sorumluluğu üstlendi ve güneşin çocuklarını doğurdu. Artık evren, sadece var değil—anlamlıdır.”
YARATAN, sonsuz boşlukta yalnızlığını duyumsar.
Kime-neye-nasıl hükmedecektir?
Yanlışını-doğrusunu nereden bile ...