Dünyâ mîmârlığının henüz aşılamayan zirvesinde Ağırnaslı Koca Sinan oturmaktadır. Onun bir destân kıvâmındaki hayâtı, sayılması insan tâkatini aşan bir eser yekûnu ile örülmüştür. Mîmâr Sinan, uzun ve bereketli ömrünün sonlarına doğru, hayâtını ve eserlerini kitap hâline getirmek ister. Bu maksatla yola çıktığında, yazma faaliyetinin mîmârlıktan ayrı bir iş olduğunu anlar ve eli kalem tutan, üslûb sâhibi bir genç arar. Ona, Sâ’î Mustafa Çelebî’yi tavsiye ederler. Dâvete icâbet eden Sâ’î Mustafa ...