Ghoste’ye doğru yürürken hava kapalıydı. Dönüş yoluna geçtiğimde ise hafif bir yağmur yağıyordu. Yağmurun altında aşağı doğru inerken, her adımda rakım düşüyor ama içimdeki basınç aksine artıyordu. Sırtımdaki çanta her zamankinden daha ağır, kalbimdeki burukluk ise her zamankinden daha derindi.
Son bir kez o sisli, dumanlı dağlara döndüm. Dağlarla göz göze, karşı karşıya kaldım. “Böyle mi olacaktı? Sonu böyle mi bitecekti?” dercesine sanki bir hesap dökülüyordu ortaya. Yaşadığım ne varsa, h ...