1905 yılının güneşli bir kış günüydü. Selamiçeşme’deki küçük evin oturma odasında, pencereden giren gün ışığı kafeslerin gölgesini, dantel dantel, yerdeki kırmızılı yeşilli kilimin üzerine sermişti. Bir köşede yeşil bir çini sobanın içinde odunlar çıtırdayarak yanıyordu. Kocası Sinop zindanında zincirlere vurularak kalebentliğe mahkûm edilen Ayşe Nazlı Hanım, tek çocuğunu hayata hazırlamak ve geçinmek kaygılarıyla baş başaydı. Bu tek çocuk, gelecekte Türk edebiyatının tanınmış şair ve yazar sima ...