Ogün rüya görmeyen bir gözlemcidir.
Evren ona iki yüzünü gösterir; Gündüz İnsanları’nın sert düzeniyle Gece İnsanları’nın soluk alan dünyası arasında sıkışmış bir hayat.
Ama asıl yolculuk, bir kapının aralığından başlar.
Bir yarık açılır, ikiz bir ışık yayılır.
Biri beyazdır, diğeri kehribar.
Her biri Ogün’e bir ihtimal fısıldar.
Geçmişle gelecek, çocuklukla yetişkinlik, karanlıkla ışık... hepsi tek bir soruda buluşur:
“Nereye bakarsan, orası sen olursa ne olur ...