Eserimiz tasavvufla şeriat, hakikat ve marifet arasındaki derin ilişkiyi konu edinmektedir. İman kuru bir taklit değil; insanın hakikati bizzat idrak ederek bâtınî olgunluğa ulaşması şeklinde ele alınır. Sufilerin şarap, 595sevgili, meyhane ve aşk gibi sembollerle kurduğu dilin aslında dünyevî arzuları değil; mürşid aracılığıyla Allah sevgisine ve ilahî bilgiye yönelen ruhsal hâlleri temsil ettiği açıklanır.
Eserin diğer bir ekseni, insanın nefsî tutkularla hayvanî bir seviyeye düşebileceğ ...