"Kasaba uyuyordu ama rüzgârın taşıdığı o soru işareti, bir ruhu yakmaya yetmişti.
Beybaba’nın tutuklanması bir son değil, zamanın frekanslarına gizlenmiş karanlık bir mirasın ilk cümlesiydi. Kerem, elinde tuttuğu simsiyah obsidyen parçasıyla 'Gölge Vadisi'ne doğru adım atarken sadece babasının haritalarını değil, kendi kaderini de yeniden keşfedecekti.
Rüzgârın sustuğu, zamanın nefesini tuttuğu o kadim gözlemevinde, Şair İmren Karabağ’ın mısraları taşlara kazınmış birer şif ...