Samipaşazade Sezai'nin 1888'de yayımladığı Sergüzeşt'i 1970'li yıllarda ilk okuduğumda Kafkasya'dan kaçırılıp İstanbul'daki bir aileye ticari bir meta gibi satılan dokuz yaşındaki Dilber'in göz yaşartan ve intiharla sonuçlanan ibretlik macerasını heyecanla ve şaşkınlıkla takip etmiştim. Bu roman beni derinden etkilemiş, kelimenin tam anlamıyla sarsmıştı. Kendime: Hayret, Osmanlıda kölelik var mıydı?" diye sorduğumu hatırlıyorum.
Üniversite edebiyat eğitimi aldığım yıllarda aynı romanı daha ...