Gözlerini dünyaya açtığında nasıl da ağlamıştı. Küçük,
narin bir yumurcaktı. Annesinin karnında karanlığa alışmış olan gözleri, dışarıda bir ışık seliyle karşılaştı. Yiyip içmeyi, ağlamayı, konuşmayı, gülmeyi, yürümeyi öğrendi.
Birçok şeyi aynı anda düşünen bir beyni vardı. Sözgelimi dünya, uçsuz bucaksız bir hava denizinde hızla yol alan uzay gemisiydi. Kalbi bir çam kozalağı. Sevmeyi ondan öğrendi. Annesi kızdığında yine kendini onun kollarına itiyordu kalbi. Dünya gemisind ...