Edebiyat kanonu, nihai bir listeden ziyade daimi bir mücadele ve sürekli yeniden üretilen bir kurumsallaşma sürecini ifade eder. Edebiyat metinleri, sıklıkla vurgulananın aksine, estetik gücüyle zamana direnerek okunmaya devam etmez. Okunmayı ve dolaşımda kalmayı sağlayan, metnin kendisi değil bu metinler hakkında estetik yargılar verenlerdir. Hangi metnin dolaşımda kalarak kanonlaştığı, estetik değil öncelikle sosyolojik bir meseledir.
Yalçın Armağan, Şiirin Dolaşımı’nda bu kuramsal çerçev ...