Zamanın, kum saatindeki taneler gibi sayısız olduğu kadim günlerde; çok uzak tepelerin ardında, sarp dağların gökyüzünü bir kalkan gibi koruduğu muazzam bir krallık vardı. Nehirlerin devasa uçurumlardan birer gümüş şelale gibi aktığı bu topraklar, insanoğlunun iradesiyle kazanılan o büyük savaştan beri derin bir sessizliğe gömülmüştü. Öyle bir barıştı ki bu, yeryüzündeki hiçbir şer odağı o huzuru bozmaya cesaret edemezdi. Zaman bile bu krallığın ihtişamı karşısında hayranlığını gizleyemez, asırl ...