“Sanki sürekli ölüyor ama tekrar tekrar ölmek için diriliyorsun…” Sinan’ın iç dünyasındaki bunalımı en iyi anlatan şeydi işte bu tek cümle. Yazdıkça yaşıyor, yaşadıkça yazıyordu. O sahneye çıkınca gerçek nerde bitiyor, kurgu nerede başlıyor anlamak mümkün olmuyordu. Zamanla yazdığı karakterleri oynamıyor, onlara dönüşüyordu.
O sahnedeyken her rol bir itiraf, her alkış bir çöküş, her karakter bir yara iziydi.
Peki, siz izlediğiniz şeyin bir oyun olduğunu sanırken aslında bir çığlığa mı ...