Toplumun yapısal temellendirilmesi, çok ölçekli ontolojik zeminler ve epistemolojik varsayımlar çerçevesinde örülen düşünce tabanlı bir analiz gerektirir. Bu bağlamda toplumsal varoluşu biçimsel yapıda bir "boşluk" olarak nitelendirmek bireysel bilinç ile kolektif normatif düzen arasında girift ilişkiler ağını çözümlemek adına teorik bir eşik sunar.
Mevcut toplumsal yapı, tarihî birikimin ve süreklilik ihtiyacının tortulaşmış bir ürünüdür. Dolayısıyla her varoluşsal unsur, geçmişin kümülati ...