Dört cümle. Hepsi bu. Bir çöl, bir kadın, tutunacak bir ağaç. Kuran, Meryem’in doğum anını anlatırken sözü hiç uzatmaz; her şeyi dört ayete sığdırır: bir doğum, bir feryat, bir teselli, bir su. Ama öyle tohumlar vardır ki avucuna alıp “şu kadarcık” dersin, sonra içinden koca bir orman çıkar. Bu ayetlerde işte öyle tohumlar taşır.
Meryem ölmek ister. Hem de yokluğu değil, unutulmuş bir hiç olmayı diler. Bir ses duyar. Ama ses insanın beklediği yerden gelmez. Yukarıdan değil; ayağının ...