Konfradi, bu kez Mezopotamya’nın sağır edici sessizliğinin kapısını aralıyor.
“Ez îro pir poşman im, Xwedayê min.”
Bazı kapılar dışarı çıkmak için değil, içerideki enkazla yüzleşmek için aralanır. Konfradi, bu eserinde okuru bir dağ mağarasının çiğ soğuğuna ve taş duvarların arasına sıkışmış o devasa “Âh”ın tam ortasına bırakıyor. Bu; bir coğrafyanın damarlarına zerk edilen şiddet mirasının, dedesinin kefeninden kendine gelinlik diken Şükran’ın sessiz ihtilalinin ve kimliksizliğin için ...