Tek Başına Dertleş(me), bağırarak anlatılanlara değil, duymazdan gelinenlere odaklanıyor.
Kalabalıkların içinden yükselen tekil bir sesle, suskunluğun nasıl çoğaldığını hatırlatıyor. Semt pazarlarında, apartman boşluklarında, geceyle gündüz arasındaki o belirsiz yerde; kimi zaman bir “deli”nin ağzından, kimi zaman bir işçinin, bir çocuğun, bir babanın sessizliğinden konuşuyor. Görüp de susanları, susarak ortak olanları, hayatın içinden geçip iz bırakmadan kaybolanları anlatıyor. Bu öyküler ...