Bir kapı düşün; gece boyunca bile çalsan, üzerinde elbisen yırtık ve yüzün toz toprak içinde olsa dahi, ardından bir el uzanıp seni içeri alan bir kapı. Bin defa gelip bin defa gittiğin halde, bin birinci defa geldiğinde sahibi sana “yine mi?” demediği bir kapı.
İşte tövbe, o kapıdır.
Bu kitap, dokuz yüz yıl önce Bağdat’ın ders kürsülerini bırakıp uzletine çekilmiş bir adamın sesinden, bugün geceleri uykusuyla ıslanan, ama sabah olduğunda yine düşmekten korkan; Bağışlanmak ile bağışlan ...