İnsanlık, tarihsel yürüyüşünün belki de en çalkantılı eşiklerinden birinden geçmektedir. Teknik ilerleme baş döndürücü bir hız kazanmış; bilgi üretimi ve dolaşımı tarihte eşi görülmemiş bir seviyeye ulaşmıştır. Ne var ki bu ilerleme, insanın ahlâkî olgunluğu ile aynı paralellikte seyretmemiştir. Maddi imkanların genişlemesi, anlam ufkunun da genişlediği anlamına gelmemektedir. Tam aksine, modern insan çoğu zaman güç ile değer, hız ile hikmet, sahip olmak ile olmak arasındaki farkı ayırt etmekte ...