Pastoral bir tablonun uzak bir köşesinde bulunan Yakacık Sanatoryumu’nda, okuru acının içine çekmeden, yaşamak kaygısıyla yazılan mektuplar...
Çocuk, cebinden çıkardığı mendille gözlerini kuruladı:
“Sabahları iyi, hem çok iyi! Ama bu saatler yok mu? Bu saatler çok fena!”
Ertesi gün gelen bir cenaze otomobili, hasta arkadaşımın bir tek cılız çelenkle süslenmiş tabutunu, köyün mezarlığına götürdü.
Mahmut Yesari, Yakacık ve civarını öykülerin içinde eşsiz ...